Mont Saint-Michel

Ünlü Fransız yazar Guy de Maupassant`ın “Devasa granit bir mücevher oya gibi ince kuleler ve narin çan kuleleriyle dolu gercek olamayacak denli tuhaf ve güzel” dediği, Mont Saint-Michel (Aziz Mikail Dağı) zaman kavramını unutturan büyülü bir atmosfere sahiptir. Fransa’nın en çok ziyaret edilen yerlerinin başında yer alır. Fransa’nın kuzeyindeki ada, Paris’in 360 kilometre batısında, Normandiya - Bretonca bölgesi sınırında, Couesnon nehrinin ağzında bir ada dir. Çevre uzunluğu 900 metreyi bulan daire biçimli ve granit oluşumlu sivri bir kaya kütlesi görünümündeki adanın yüksekliği 90 metredir, alanı ise 1000 metrekare den azdır ve geniş bir kıyı ile çevrilidir. Yılın her günü şiddetli gelgitler (medcezir) yaşanır. Gelgitler sırasında deniz seviyesi 14 metreye kadar alçalırken, deniz, adadan 14 kilometre kadar uzaklaşır, her gün yaşanan gelgitlerle görünümü sürekli değişen hem adanın hemde Normandiya kıyılarının heybetli bir parçası görünümündedir. Burada sürekli yaşayanlar 40 - 45 kişi civarındadır, burası hem bir ada, hem kale, hem manastır hemde bir köydür.

 

Fransızların “L’ermitage” diye adlandırdıkları gotik bir havası vardır. Mont Saint-Michel’in tarihi 8. yüzyıla kadar dayanır, zamanında keltlerin ölülerini gömdüğü sıradan bir bölgeyken, rivayetlere gore baş melek Mikail, Auranches piskoposu Aubert’in rüyasına girer ve bu kayanın uzerine bir ibadet merkezi yapmasını ister. 709 yılında baş melek Mikail adına en tepeye Saint-Michel kilisesi ve Benediktan manastırı inşa edilmiş ve katolik inancının dini merkezlerinden biri halini almıştır. 800 yıl boyunca birçok yeni eklemelerle görkemli bir yapılar kompleksi oluşturmuş ve 1500’lerin sonuna doğru son seklini almıştır.

Ortaçağda, Hrıstiyanların hacı olmak icin geldikleri önemli bir dini merkez haline gelniştir. 14. ve 15. yüzyılda Ingiltere ve Fransa arasında yasanan yüzyıl savaşlarında Saint-Michel’i cevreleyen duvarlar ve kuleler sayesinde Ingilizlerin defalarca saldırmalarına rağmen adayı almayı başaramamışlardır. 1789’daki Fransız ihtilali sırasında hapishane olarak kullanılmış, Victor Hugo’nun başını çektiği protestolara rağmen 1863’e kadar hapishane görevi görmüş ve bu tarihten sonra yeniden yerleşim yeri durumuna gelmiştir. 1877’de 1600 metre uzunluğunda ki dolgu bir yolla ana karaya bağlanmıştır, ada ayrıca 12. yüzyılda Fransa kralı VII. Louis ile Ingiltere kralı II. Henry arasındaki barış görüşmelerine ev sahipliği yapmış ve hem dini hemde siyasi konumunu güçlendirmiştir. 1979’da UNESCO tarafından dünya mirası listesine alınmıştı.

 

Mont Saint-Michel, tarihin derinliklerinden göz kırpan görüntüsü ve olağanüstü coğrafi konumuyla sıra dışı bir deneyim ve masalsı bir atmosfer vaat etmekte.

0

Notre Dame Katedrali

Notre Dame katedrali ışıklar şehri parisin ortasından geçen Sein nehrindeki Cite Adasının üzerinde b;

Çin Seddi

“Dünyanın Ejderhası” veya “Mor Hudut” olarakta bilinen yapı, UNESCO tarafından dünya mirasları liste;

Kurtarıcı İsa Heykeli

Kurtarıcı İsa heykeli dünya üzerinde sembolleşmiş, en büyük ve tanınan heykellerden birisidir. Port;

Tac Mahal

Taç Mahal, dünyanın en zarif ve en güzel eserlerinden birisidir, adeta taşa kazınmış bir aşk şiiri ;

Terra Cotta Savaşçıları

Terra Cotta, pişmiş toprak anlamına gelen italyanca bir kelimedir. Eski mısır uygarlıklarından itiba;

Sultan Ahmet Camii

İstanbul siluet ‘ nin en gözde tarihi eserlerinden birisi olan Sultan Ahmet Camii 1609 yılında büyük;

Yerebatan Sarnıcı

Güzide şehir İstanbulun yerli ve yabancı turist akınına uğrayan çok önemli tarihi eserlerden birisid;

Peri bacaları, Kapadokya ve Nevşehir

Kapadokya, peri bacaları, antik yerleşim yerleri ve yer altı şehirleri görülmeye değer eserler barın;

Galata Kulesi

İstanbul’un çok bilinen ve en iyi panoramik görüntülerinden birine sahip olan Galata Kulesi’nin yapı;

Ayasofya Müzesi

Ayasofya hiç şüphesiz dünya tarhinin en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Gerek mi;